Топ-100 Shuhrat Barlas: Türk dünyasına tek bir ideoloji gerek

Shuhrat Barlas: Türk dünyasına tek bir ideoloji gerek


Türklerin tarihi, sahte Hint-Avrupa teorisine feda ediliyor...
Dün tanınmış Özbek tarihçisi Şuhrat Salamov'un doğum günüydü. Bu vesileyle onu kutladık. Türk dünyasının gerçek sorunlarını tartışmak için de zaman ayırdık.
Bizce, Şuhrat Barlasla konuşmamız çok ilginç ve kapsamlı oldu.
 Hem röportajın en ufak detaylarını kaçırmamak, hem de değerli okurlarımızı yormamak için özen gösterdik. Bu nedenle sohbetimizi parçalarla vermeyi kararlaştırdık.
Böylece, bugünün konuğu, tanınmış tarihci-qazeteci Şuhrat Salamov'dur (Barlas).
Konuşmanın ilk bölümünü sunuyoruz.


M: Şuhrat bey, kısaca Türk dünyası sizin için ne ifade ediyor?
 Ş.B: Şöyle söyleyim, bu "Benim Dünyam."

M: Türk diasporalarının birleşebildiğini düşünüyor musunuz, değilse, neden? Sonunda, herkesin kendi sorunları vardır. Bu anlamda karşılıklı anlayış var mı?
Ş.B: Tabii ki, eğitim, ekonomi ve yaşam alanında sorunlar var. Bölgesel çatışmalar da var. Bu bakımdan, pek çok Türkler sorunlarını anlamaya çalışıyor ve onların çözümlerine de yardımcı oluyor. Ayrıca birbirlerinin başarılarına da mutlu oluyoruz. Fakat sorunlara karşı maalesef, sistematik olarak tek bir güçte birleşemedik. Dost olmayan güçlere karşı harekete geçemiyoruz. Tek kelimeyle, dünya siyasetinde, insani çevrede ve ekonomide konsolidasyon yaratamadık. Bunun büyük bir olasılıkla, dünyadaki Türk halklarının tek bir topluluğunun olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Yani ideoloji birliği yok. Bu nedenle, bizi birleştirecek tek bir ideoloji yaratmamız şart.

M: Tek bir ideoloji derken neyi kast ediyosunuz?
Ş.B:Turan ...
Neden olmasın Örneğin, en azından sporla başlayabiliriz.
Neden aynı takımda, neden bir bayrak altında uluslararası yarışmalarda yeralmayalım?
Anlıyorum, bu isteye karşı büyük engeller hep var ve olacak. Ama ne olursa olsun, biz israrla bu yönde ilerlemeliyiz.
Bana göre, Türklerin başı üzerinde sadece kutsal Gökyüzü, ayaklarının altında ise ana Toprak olmalı. Her hangi başka bir millet değil.
Gördüğünüz gibi, yaklaşımımız ırkçı değildir.
Bu arada, kötü niyetlilere hatırlatmak isterdim ki, ırkçı yaklaşım Türk düşüncesine zıtdır.

M:Türk dünyasının birleşmesinde politikacılar olumsuz rol oynuyor mu? Belki insanlar genel türk kültürü ve tarihi hakkında yeterli bilgiye sahip değillerdir?
Ş.B: Olumsuz bir rol değil, işin aslı kendi tarihine, kültürüne dikkatsiz ve saygısız olmalarıdır. Ama ne olursa olsun, sonuçta dünya Türklerin'in kültürel, politik ve ekonomik birliği için engeller oluşmaktadır. Bazı insanlar için ulusal kimliğin sadece geçmişin bir yansıması olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim.
Unutmayalım ki, sömürgecilerin işi, ilk olarak, akılcıl ve bilimsel yöntemlerle kendi işgallerine hak kazındırmak için çaba göstermektir . Toprakların işgalinden sonra ise adeta yerel halkları düşman gruplara bölerler. Bunun için insanlar arasına uyumsuzluk toğumu serperler. Her kese belli değilmi eski romalıların ünlü deyimi "böl ve yönet". Ve tüm bunlar, insan zekasının manipule edilmesinin yanı sıra, aldatma ve rüşvet yoluyla yapılır. Bu şekilde, insanların zihninde sömürgecilik siyaseti hakkında yanlış düşünceler yaratılır.
Karmaşık yöntemler toplumun aydınlarının düşüncelerini erozyona uğratdığı takdirde, insanların kölelik hali bütünlükle acınacaklı bir duruma sürüklenir...
Bu, herhangi bir sömürgeci politikanın ana özüdür.

M: Eğer somut konuşsak, Türk tarihinin gerçek sorunları nelerdir?
Ş.B: Birçok ülkenin eğitim kurumlarında öğretilen resmi Türk tarihi, aslında hileli bir tarihtir. Birçok tarihi gerçek, Türk tarihi konseptinden çıkarılmış ve yanlış sunulmuştur. Uzun yıllardan beri, dünyanın pek çok ülkesinin akademisyenleri Türk tarihini en eskimiş ve uyduruk Hint-Avrupa tezine feda ediyorlar.
Sömürge politikasının en başından beri Avrupalı akademisyenler, Asya ve Afrika'daki işgallerini meşrulaştırmak için çeşitli hipotezler, teoriler ve terimler üretmeye başladılar. Özellikle, Ari, Ari halkları, Hint-Avrupa dilleri, Hint-Ari Halkları ve Avrosentrizm teorisi gibi kavramlardan Türk tarihine karşı yaygın olarak kullanılmıştır. Kısaca, o dönemde "Ari Kuramı" bu bilginlerin en şık hobisi olmuştur.
Tarihsel olayların tahrifi, onların "Hint-Avrupa teorisi" ne kurban edilmesi Türk halklarının düçüncesini büyük ölçüde yozlaştırmıştır. Başka sözle, Ari Postulatından Türklerin düşüncesine eksi anlamda etki etmek için sistematik olarak bir mekanizma, bir araç gibi kullanılmıştır. Hayal kırıklığı, bu süreçin şimdi de devam etmesidir.
M: Türk dünyasının sosyo-politik durumu hakkında konuşalım. Türk dünyasının halkları arasındaki ilişkilerin koordinasyonunda tarihçilerin önemli bir rol oynayabileceğine inanıyoruz. Ama tarihçilerimizin bu sorumluluğu paylaşmakta zorluk çekmesi de sır değil. Öyle değil mi?
Devamı bir sonraki yayınımızda...

0/Şərhlər

Previous Post Next Post