Топ-100 Şuhrat Barlas: Bolşevikler, Türkistan'ı suçlular ve terörist güçlerle işgal etti

Şuhrat Barlas: Bolşevikler, Türkistan'ı suçlular ve terörist güçlerle işgal etti

Ruslar üsuli-cedidçilerin yenilikçi fikirlerini benimsediler...
Misafirimiz tanınmış qazeteci ve tarihçi Shuhrat Salamov (Barlas)


Devamı (Bölüm III)
M: Her halükarda, SSCB döneminde Özbekistan kendi refahını sağlayan nadir cumhuriyetlerden idi. Demek iyiliğe doğru değişiklikler olmuş.
Ş.B: Rusya İmparatorluğu Kokand, Hive hanlıklarına, Buhara emirliğine hücum etmeden önce, bu devletler arasındakı ilişkileri kötüleştirmek amacıyla nifak tohumu ekmeye başladı. Bunun için yerel toplumun asilzade insanlarına vaatler, hediyeler verirdi. Bundan dolayı, çok rahatlıkla başarıya ulaşa bildi ve birbiri ardına her üç ülkeyi de kolayca işgal etti. Ama bu tek sebep değildi.
İşgali kolaylaştıran tek neden bu değildi. Kolaylığı sağlayan bir diğer sebep ise, Türk devletlerinin silahlı kuvvetlerinin eski ve ortaçağ devrinden kalma olmasıydı. O dönemin teknolojik gelişmelerin getirdiği yeni askeri araç ve yöntemler Türküstan devletlerine mensup ordularda yoktu. Başka bir deyişle, Rus fetihi arafesinde Türkistan ciddi bir krizle yüzyüze idi. Dini fanatizm, muhafazakar inanç, bilimsel ve teknik gelişmelerden uzak düşmüş ve skolastik bakışların hâkim olduğu bir Türküstan’la, Orta ortaçağın muhteşem Türkistan'ı arasında büyük fark vardı. Halbuki karşı tarafda modern savaş yöntemleri ile eğitilmiş ve en son askeri teçhizatla donatılmış düşman bir ordu duruyordu. Fakat şunu da unutmayalım, o devirde Rusya'da da pek çok sorun vardı. İmparatorlukta eğitimsizlik ve topraksızlık hakim idi. Eger işgale yukarıdakı kriterler'le hak kazandırılmağa çalışılıyorsa, o zaman Rusya'nın işgalini her durumda uygarlık olarak değerlendirmek yanlıştır.
Bolşeviklerin Türkistan'ı "Doğu'nun eğitimsizli ve sınıfsal düşmanlardan kurtarılması" sloganı altında fethi de uydurmadır.
Göründüğü gibi, hem 19. yüzyıldakı Rusiya, hem de 20. yüzyıldaki Sovyetler Birliği' işgalleri farklı sloganlar altında olsa da, aslında aynı amac ve düşünceye hizmet etmiştir. Bunun ise tek bir ismi var, sömürgecilik.
Yani fetih,Türkistan halklarına medeni yaşam tarzı getirmek için değildi, getirmedi de.
Böyle bir soru sormak gerekiyor, eğer Rusya'nın Türkistan’ı uygarlaştırmak gibi bir niyeti vardırsa, o zaman neden kendi halkına acımıyordu? Sonuçta, Rus köylülerinin de eğitilmesi gerekiyordu.  XIX yüzyılın sonlarında-XX yüzyılın başlarında Rus köylerinde okuma yazmağı bilmeyen insanların sayı çox fazlaydı. Bunu biz değil, rusların o dönemdeki kendi tarihçileri ve yehudi yazarlar belge ve kanıtlarla yazmışlar. Yani Rusiya tarihi ve edebiyatında bu konuda yeterli bilgi var.
Rus entelijensiyası da kendi anılarında köylülerin köleliği ve etimsizliği hakda çok yazmışlar. Bu konuda böyle bir değim var: kendi gözlerinde kirişi görmüyor, başkasının gözlerindeki tüyü seçiyor.
En sonda hangi ilahı çağrı veya fermana göre, sömürgeci Bolşevikler onbinlerce masum insanı idam etdi, açlığa maruz bırakdı. Hani, nerede Hıristiyan yardımseverliği, Bolşevik eşitliği?
M: Tamam da. Ama sonucta yeni usulü-cedid okulları açıldı. Yerel halk ilerici öğretim yöntemleri ve teknikleri ile tanıştı. Doğrudamı bunların hiç bir faydası olmadı?
Ş.B: Hatta, tüm bunlar söylediğiniz gibi olsa bile, o zaman kim onlara yerel maarifçileri, aydınları, cedidçileri, yazarları, şairleri, kısacası ziyalı ve kamu görevlileri idam ve güllelemek hakkı vermişti? İnsanları öldürerek cehaletle savaşmak mümkün mü? Bir halde ki öldürülenlerin büyük çoğunluğu okuma yazma bilmiyordu. Bu saçma değil mi?
Sovyet devletinin yaratılmasından, Bolşeviklerin çöküşüne kadar, bolşeviklerin işi, insanları Sibirya'ya sürgün etmek, öldürmek, asmak, zulüm etmek ve sürgün olmuştur. Vargele bir şey söylemiyorum, insanların yaşadıkları korkunc yazılı hatıralara, devlet arşivlerinde saklanan belgelere dayanarak konuşuyprum.
Bir hakikatı da unutmayalım, işgalciler ilk önce cedidçilerin (yenilikçilerin-red) üslup ve  fikirlerini benimsediler, daha sonra ise eğitim kampanyaları başlatdılar. Gördüğünüz gibi soygun sadece maddi değil, aynı zamanda kültürel kapsamda da olmuştur. Lunaçarski’nin eğitimsizliğe karşı mücadele proqramı  1920-ci  yılların sonu-30-cu yılların başında yürürlüğe girmiştir. Halbuki buna kadar da yerel aydınlar yeni anaokullar açmıştır.
Sömürgecilerin teşebbüsü ve çar Rusiyasına satılan yerel asillerin desteği ile faaliyet gösteren rusdilli okullara gelince, bu eğitim kurumları yerel dehqanlarn (köylülerin-red) değil, sadece üst tabakanın çocuklarının eğitim alması için açılıyordu. Yine de yahudi ve rus tarihçiler bunu belgelerle ispatlamışlar.
Ayrıca, özellikle bir gerçeği söylemek isterdim, sömürgeciler'in Türkistan’a müdahele asgeri birliklerden organize edilmişti.
Birinci Dünya Savaşı hendeklerinden toplanmış, Rus zindanlarından serbest bırakılmış acıklı insanlar hiçbir zaman eğitimci olamazdı.
Bu yadsınamaz bir gerçektir, sömürgecilerin 20. yüzyılın 20-30'cu yıllarına kadar herhangi bir maarifçi çalışmaları yapmadığı olmamıştır. Meğerse asmak, güllelemek, öldürmek bir kültürmüş. Sanmıyorum, her hangi bir kültür uzmanı bunu anlasın.
M: Temelde Rus İmparatorluğunun Türkistan’da gerçekleştirdiği karanlık içeren politikalarını ışıklandırıyorsunuz. Hatta Daşnak-Bolşevik teröru ve suçlarıyla ilgili birkaç kitap bile yazmışsınızdır. Yanlış anlaşılmadan rahatsız değil misiniz?
S.B: Hayır, endişelenmiyorum.
Kimse kendi halkının trajik tarihini ele almalır mı?
Elbette, halkın kaderinde yaşanan trajik olaylar her vatanseverin meselesi olmalı. Sonuçta bahs etdiyimiz devirde bizler Karahanlılar, Selçuklular, Harezmşahlar ve Temuriler döneminde olduğu gibi zafer zirvesinde değildik.
Uluslararası ilişkilerde bir ulusun diger bir ulusa iyi tutumunu anlamak olar. Ancak, etnik ve diğer terörist eylemlerin hep uluslararası hukuk çerçevesinde duygusal ve tarafsız bir biçimde ele alınması şarttır. Çünkü bu gibi konulara ulusal yandaşlıkla değil, insani değerlerle hitap etmek gerekiyor.
Halkının kaderi, vatanının taleyi her bilim adamının, yazarın, şairin ilham kaynağı olmalı ve heyecanlandırılmalıdır. Aksi de doğrudur. Ortaya çıkan trajik olaylar üzmeli, sarsmalıdır.
Diğer yandan her bireyin kendi kültürü, gelenekleri ve tarihi hakkındaki bilginliği, toplumun genel gelişimine hizmet ettiğini unutmayalım.
Gerçekten de, her bireyin geçmişe karşı saygılı tutumu, toplumun başarılı bir şekilde evrilmesine yol açar.
Tabii ki, gerçek polemiklerle bulunur. Farklı fikirlerin seslenmesi doğaldır. Fakat bu, tarihsel belgeleri, arşiv materyallerini ve gerçekleri, temel alan farklı bir fikir olmalı, sadece, farklı düşünce söylemek amacı taşımamalıdır. Her bir uzman ispat edilmiş görüşe saygı duyar. İnsanların hakikati bilmek isteği de onların elinden alınamaz.
M: Sömürge ve Bolşevik çağ tarihte gömülmüş. Ama şu an insanlarda Sovyetler Birliği için barındıkları nostalji duyguları hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Bir sonraki yazımıza devam

0/Şərhlər

Previous Post Next Post