Топ-100 Milliyetçiliğin pseudodemokrat oyunu

Milliyetçiliğin pseudodemokrat oyunu


Orhan Miroğlu ve Yusuf Kaplana cevap...


Dün, Orhan Miroğlu, Yusuf Kaplan, Yusuf Halaçoğlu ve Naim Baburoğlu, "Haberturk" kanalının konuklarıydı.
"Enine Boyuna" adlı televizyon programının konusu milliyetçilik...
Program boyunca dikkatı çeken ince bir ayrıntı vardı. Demokrat Yusuf Kaplan ve dindar demokrat Orhan Miroğlu, milliyetçiliğin yıkıcı yanından konuştular.
Sorabilirsiniz, burada garip olan ne?
Hiç bir şey, aması olmasaydı.
Bir kere Orhan Miroğlu, milliyetçiliğin (aslında Türk milliyetçiliğinin) tehlikeli bir şey olduğunu söylese de, kendisi asıl bir milliyetçi gibi davrandı. Ama kürd milliyetçisi gibi.
Milliyetçiliğin gerçekten tehlikeli olduğunu varsayalım.
Bu durumda, Kürt milliyetçiliğini de bir kenara bırakmalı değil mıyız?
Sonucta, önemli olan söylediğin değil, önemli olan ne yaptığındır. Ballandıra-ballandıra demokrasiden konuşabilirsiniz. Bu sadece göze kül üflemek olsa da, ama sağlam düşünce bundan etkilenmez.
Bu anlamda Orhan Miroğlu, program boyunca hep demokrasini övse de, ama kendini gerçek bir Kürt milliyetçisi gibi sunması gözden kaçmadı...
Yusuf Halaçoğlu'nun, Türk tarihi  Türk toplumuna söylendiği gibi 1071 yılından başlamaz, Türkler miladdan önce de Anadoluda vardı, söylemine Orhan Miroğlu, hemen, o zaman türkleri hangi toplum karşıladı, sorusuyla reaksion gösterdi.
 Aslında o   bu soruyla kendini bir Kürt milliyetçisi olarak tanıtmakla yetinmedi, hem de bir kurşunla birkaç tavşan avlamış oldu.
Birincisi, bu deyimle Orhan Miroğlu Kürtler, Anadolu'nun yerli, otokton nüfusu olduğuna işaret etdi.
İkincisi, o, kürtlerin bölgedeki varlıklarının milattan öncesine geldiğini iddia ediyor.
Varsayalım öyledir.
Onda bu MÖ 2. bin yılın sonunda, hint-ari kabilelerinin bölgeye gelişi ile mümkün olabilir.
Halbuki, burda konu MÖ 3. bin yılın ikinci yarısını mercek altına alıyor. O zaman Orhan Miroğlu sahte, pseudofakta el atıyor. İsim söylemese de muhtemelen kassilerin kürt etnosunun temsilçisi olduğuna işaret ediyor. Böyle bir sonuca varmam temelsiz değil. Şöyle ki, kürtler son zamanlar türk menşeli lullubilerin, kassilerin ve kutilerin kendi soylarından olduklarını iddia ediyorlar. Hem de bunu oldukca sistemli yapıyorlar.
Yani Orhan Miroğlu isteklerini gerçekleştirmek için üyesi olduğu Adalet ve Kalkınma Partisini kendine siper yapıyor. Bir başka deyimle iktidar partisinin rozetini kötüye kullanmaktadır. Güzel taktik değilmi? Böylece gerçek niyetini gizlemeye çalışıyor. Ama mümkün mü?
Sistem, Kürt kimliğinden konuşmayı demokratik bir değer, Türk kimliğinden bahsetmeyi ise toplum için tehlikeli bir durum olduğunu söyletmeyi amaçlıyor.
Yusuf Kaplan'a gelince ...
Batı kültürünün asırlarca Müslüman toplumun düşüncesini manipüle ettiğini söylüyor. Hatta İslam yoksa, Türkler de yoktur iddasına varyor.
Yetmezmiş gibi, Gagauzlar hakkında ağır laflar ediyor.
Yusuf Kaplan'ın bilgisine.
İlk olarak, tarih bilgisi olmadan tarihten konuşmak sorumsuzluktur.
İkincisi, İslam'ın 7. yüzyılda var olmasına rağmen, Türklerin 6 bin yıllık tarihi var.
Üçüncüsü, İslam bügünkü varlığı için Türklere minnettar olmalı.
Dördüncüsü, Türkler sizin iddia ettiğiniz gibi “yakıp-yıkmadı”, tam tersi, farklı-farklı toplumlar için kurtuluş oldu. Aynı zamanda İslamın da. Aynı Calut savaşını unutmayalım.
15. yüzyılda Türkler yahudileri İspanyol zulmünden kurtarırken, aslında diğer dinlere ve milletlere ne kadar tolerans olduğunu göstermiş oldu.
Yusuf Kaplan ayrıca Batı kültürünün Müslümanların düşüncesini değiştirmekle meşgul olduğunu da söylüyor.
Ama kendisi bile Batı düşüncesinin "tehlikesinden" konuştuğu halde, bu kültürün şekillendirdiği şablonun ötesine geçemiyor. Sunduğu en küçük örnek ve alıntıların bile Batı'dan olduğunun farkına varamıyor.
Bilimde bir kere doğu, batı ayrımcılığı yok. Fakat kültürü bir yaşam tarzı olarak kastediyorsanız, o zaman kendinizi gözden geçirmeniz daha doğru olacak. Böyle ki, eğer İslam'ı bir bu kadar çok seviyordunuzsa neden, her hangi  İslam ülkelerinden birinin eğitim kurumlarında değil, Batı’da okumayı tercih ettiniz? Örneğin, Suudi Arabistan'da, Mısır'da din eğitimi veren üniversitelerde okuyan bilirdiniz, eğer Türk eğitimini beğenmiyorsanız, yahud kurtuluşu İslamda görüyorsanız.
Kurtuluşa gelince ...
Türklerin kurtuluşu İslamdan da öte, kendi Tarih köklerini oğrenmektedir.
Eğer Türkiye'nin kurtuluşunu kastediyorsanız, o zaman kurtuluş hem Türklükte, hem İslamda, hem milli ve insani değerlerin yaşatılmasında, hem de bilim ve teknolojinin geliştirilmesindedir vb.
İslam gelince.
Kendi içinde mezheplere bölünmüş, sonuçta, ayrılıkçı İslam Türklere gerek değil. Türklerin Türk kimliği kadar, müslüman kimliğini de onurla taşıyacak bir toplumu sağlayacak İslama ihtiycı var. Böyle bir İslamın teoloji, felsefi kaynağı ise Kur'an olmalıdır. Diğer kaynaklar mekruh, hatta haramdır.
Kuran'ın okunması önemlidir. Mukaddes kitapımızın kendisi böyle istiyor. Bunun için Kur'an'ın Türkçe'ye çevrilmesi şarttır. Bunun tersi cehaleti tetikler.
Kur'an okumaya büyük önem veriyor. "İkra", yani "Oku" ile başlaması tesadüf değildir.
Ama ne hikmetse, Miroğlu, Kaplan gibileri buna karşı çıkıyor, hatta günah olduğunu bile söylüyorlar. Kendini aydın, bilgin gören birisinin hangi akla hizmet ettiğini bilmediğine inanmam mümkünsüz. Ama yine de soruyorum, bu duruşunuzla kime hizmet ettiğinizin farkında değilmisiniz? Hakikaten mı Batı kültürü için çalıştığınızı görmüyormusünüz?
Bir kere, unutmayalım ki, kıraat başka, tilavet başka.
Ne okuduğunu bilmek önemlidir. İşte bu sebeple, Kuran'i Şerif anlayıp okumağı şart koşar. Bir Türk'ün Kuran'ı anlaması için ise onu anladığı ana dilinde Türkçede okuması zorunlugdur.
Ancak Miroğuluna, Kaplana göre bu milliyetçiliktir ve tehlikelidir.
O zaman karşı soru ortaya çıkıyor: milliyetçilik mi, yoksa cehalet mi tehlikeli?
Dünyanın kurtuluşunun Türkiye'de olması düşüncesine gelince...
Birincisi, dünyayı kurtarmak Türkiye'nin görevi değil. Bu türden düşüncelerle bir defa ülkeyi Suriye, Irak ve Orta Doğu gibi bataklık bölgeye sürüklediniz. Mevcut yetkililer hala bu pislikden kurtarmak çabasındalar.
İkincisi, kendi milli ve dini degerlerini bilmeyen bir toplum dünyayı nasıl koruyabilir, insani değerleri nasıl muhafaza edəbilir? Bu olsa-olsa, başka bir kültürün karanlık işlerine hizmetten başka bir şey değildir.
Türkiye bugün dünyada söz sahibi olmak için güç toplamak zorunda. Elhamdülillah bu yönde çalışıyor. İnşa Allah yolundan sapmaz. Aksi takdirde, bu basiretsizlik olacak. Yani, elini gücünün yetmeyeceği taşın altına koymalı olacak. Ve bedeli ağır olabilr...
Son olarak, gaguzlar kimdir ve ne değer yaratmışlar?
Gagauzlar Gökoğuzlardır, yani Göktürklerdir.
Hangi değeri yaratmışlar?
Bugün bile iftiharla hakkında konuştuğunuz Osmanlı devletinin alt yapısını oluşturmuşlar. Yeterli mi? Değilse, sizi istenilen televizyon kanalında polemiğe davet ediyorum.
Ama lütfen toplumu yanlış bilgilerle hor görmeyin...
Şahin Alioğlu

0/Şərhlər

Previous Post Next Post